Selamlaaar! Uzun zamandır sitede beklediğiniz o hikâye ile karşınızdayım. Zamanında bu hikâye çok sevildi, bakalım şimdi okumaya başlayanlarınız neler düşünecek? Bölüm sonunda buluşalım, düşünceleriniz benim için önemli. Keyifli okumalar dilerim!
“Dünya’da tek bir gizem vardır ve bu gizemi çözünülemez kılan tek şey olaylarda bilinen yollardan hangisinin tercih edildiğidir. İnsanlar bir katilin nasıl cinayet işleyeceğini bilir, fakat işlediği cinayette hangi yolu kullandığını bilmez. Olayı gizemli kılan cinayet değil, seçilen yoldur…”
Peki Diana’nın katili hangi yolu seçmişti?
En yakın arkadaşımı öldürmesinin sebebi neydi?
Katil kimdi?
Okuduğum kitabın kapağını kapattım ve kitabı çantama atarak sandalyeden kalktım. Okulumun kütüphanesine gelmiş, bir saatimi kitap okuyarak burada değerlendirmiştim. Son yaşadıklarımdan sonra iyi değildim. Beni biraz dış dünyaya döndüren ve kafamın içindeki karanlıktan kurtaran şey kitaplardı, bu yüzden kitapların evine, kütüphaneye gelmiştim.
“DİKKAT ETSENE!”
Hafifçe sendelediğimde koridorda yürüyen birine çarptığımı fark ettim. Çarptığım kişi yüzüme bile bakmadan geçip giderken ben olduğum yerde kalmıştım. Diana’nın ölümü, son yaşananlar, kafamın içi öyle doluydu ki…
Kalabalık bir ortamda yürürken insanları bile görmeyecek kadar kafamın içinde yaşıyordum. Kafamın içindeki düşünce trafiği yürüdüğüm yoldaki insan trafiğini görmemi engelliyordu.
Sonunda biraz daha dikkatli olarak okuldan çıktım. Kafamın içindeki düşünceleri bir kenara bırakmalı ve biraz kendime gelmeliydim. Diana ölmeden önce okuldan çıkıp sahile giderdik, bu bize iyi gelirdi. Diana öldükten sonra hiç sahile gitmemiştim. Bu yüzden eve doğru ilerleyen adımlarımı değiştirerek sahile doğru yürümeye başladım.
Sahile giden kısa, kestirme bir yol biliyordum. Adımlarımı o sokağa doğru çevirdim. Birkaç dakika içinde sokağa girdiğimde kafamın içinde dönüp duran düşüncelerden kurtulmak için etrafıma bakınmaya başladım.
Bu sokak oldukça ıssız ve sessizdi. Sokakta benim dışımda kimse yoktu. Sokağın değişik bir havası vardı. Baştan sona kadar terk edilmiş binalara ev sahipliği yapıyordu, kaldırımlarda banklar vardı. İzbe, ıssız, soluk fakat bir o kadar da canlıydı. Sokaktaki renkler burayı canlı kılarken terk edilmiş evler soluk kılıyordu.
Bu sokak bana düşüncelerimin içinde yürüyormuşum gibi hissettiriyordu. Düşüncelerim ve kafamın içi tam olarak böyleydi.
Soluk ve canlı.
Kötü ve iyi.
Dengesiz.
Sokağın yarısını yürümeyi bitirdiğimde bir adamın yanda duran banklardan birinden kalkarak sokağın çıkışına doğru yürüdüğünü fakat sırt çantasını unuttuğunu gördüm. Hızlıca arkasından seslendim.
“Bayım! Çantanızı unuttunuz!”
Adam ben konuştuktan sonra adımlarını hızlandırarak sokağın köşesini döndüğünde peşinden koştum fakat yetişemedim. Çantanın yanına giderek banka oturdum ve bir kimlik bulabilme umuduyla çantayı açtım.
İçinden çıkanlar biraz şaşırmama sebep oldu. Çantanın içinde bir sürü roman vardı. Çoğunu okumuştum, türü gizem/gerilimdi ve bu tür kitapları okumayı çok seviyordum. Çantanın içini biraz daha karıştırdığımda içinde bir cüzdan buldum.
Cüzdanda bir kimlik bulabileceğim düşüncesi beni mutlu etmişti. Banktan kalktım ve kucağıma koyduğum çantayı bankın üzerine bırakarak cüzdanı aldım.
Cüzdanın içini açtığımda yere düşen vesikalık boyutundaki küçük fotoğraflar kanımı dondurmuştu.
Yere düşen yaklaşık on fotoğrafta tanımadığım sekiz insanın resmi vardı.
Fakat geriye kalan iki fotoğraftaki kişileri tanıyordum.
Fotoğraflardan biri bana, diğeri ise iki ay önce ölen, en yakın arkadaşım Diana’ya aitti.
Diana’nın fotoğrafının üstünde yere düşen fotoğraflardan bazılarında olduğu gibi kırmızı boyayla konulmuş bir çarpı işareti vardı. Benim fotoğrafımın üstünde ise herhangi bir işaret yoktu.
Bu ne demek oluyordu?
Neler oluyordu?
Diana, buradaki insanlar ve ben… Biz neyin içine düşmüştük?
Eveeet, bölüm sonuna geldik. Cinayeti Beş Geçe kısa bir hikâye, dört bölümden oluşacak ve ilk bölümümüz böyleydi.
Sizce çarpı işaretlerinin sebebi ne?
Eirana nasıl ilerlemeli?
Ne düşünüyorsunuz?
Sizin yorumlarınızı okumak beni bu hayatta en mutlu eden şeylerden birisi, lütfen düşüncelerinizi paylaşmaktan çekinmeyin. Bir sonraki bölümde görüşmek üzere, sağlıcakla kalın!
Bir Cevap Yazın